Davul dersine yeni başlayan bir kursiyer için ilk ay, teknik detaylardan çok temel alışkanlıkların oturduğu bir dönemdir. Bu dönemde hedef, hızlı ilerlemek değil, doğru bir temel atmaktır; çünkü baştan yerleşen yanlış bir alışkanlığın sonradan düzeltilmesi, doğru öğrenmekten çok daha uzun sürer.
İlk haftalarda öncelik, tabureye doğru oturuş, baget tutuşu ve pedal üzerinde ayağın rahat durabildiği bir pozisyon bulmaktır. Bu temel duruş netleşmeden hızlı vuruşlara veya karmaşık kalıplara geçmek, vücutta gereksiz gerginlik oluşturur ve ilerleyen aylarda tekrar düzeltilmesi gereken bir alışkanlığa dönüşebilir. Eğitmen eşliğinde bu duruşun her ders başında kısaca kontrol edilmesi, ilk ayın en verimli alışkanlıklarından biridir.
İkinci hedef, tek elle ve tek ayakla temel vuruşu istikrarlı biçimde tekrar edebilmektir. Burada hız değil, her vuruşun aynı kuvvet ve aynı sesle çıkabilmesi önemlidir. Bir kursiyer dört vuruşu art arda aynı netlikte çalabildiğinde, bir sonraki adıma geçmeye hazır demektir; bu noktaya ulaşmadan tempo artırmak, sesin düzensizleşmesine yol açar.
Üçüncü hedef, iki elin birlikte, sırayla vurabildiği basit bir koordinasyon kurmaktır. Bu aşamada karmaşık gruplamalara girmeden, sağ-sol-sağ-sol gibi çok basit bir sırayı yavaş tempoda düzgün çalabilmek yeterlidir. Dördüncü hafta sonunda kursiyerin küçük bir ritim cümlesini metronomla birlikte, durmadan tekrar edebiliyor olması gerçekçi bir hedeftir.
Bu süreçte en sık yapılan hata, evde çalışırken ilerlemeyi hız üzerinden ölçmektir. Oysa ilk ayda asıl ölçüt, aynı hareketi defalarca aynı kalitede tekrarlayabilmektir. Eğitmenler genellikle bu dönemde kısa ama sık pratik seanslarını (günde 10-15 dakika) uzun ama seyrek çalışmalara tercih eder, çünkü kas hafızası düzenli tekrarla oluşur.
Kısacası ilk ay; doğru duruş, istikrarlı tek vuruş ve basit koordinasyonun üçgeninde geçer. Bu üçü sağlam kurulduğunda, ikinci aydan itibaren ritim kalıpları ve tempo artışı çok daha hızlı ve sağlıklı ilerler.