Belirli bir teknik seviyeye ulaşan davul kursiyerleri için doğal bir sonraki adım, öğrendiklerini bir grup ortamında uygulamaktır. Ancak amatör bir grup kurmak, yalnızca müzisyen bulmaktan ibaret değildir; birkaç pratik adımın önceden düşünülmesi, sürecin çok daha sağlıklı ilerlemesini sağlar.
İlk adım, grubun müzikal yönünü netleştirmektir. Farklı müzik zevklerine sahip müzisyenlerin bir araya gelmesi, kısa vadede eğlenceli olsa da uzun vadede yön belirsizliği yaratabilir. Bu nedenle en azından genel bir tarz (rock, pop, funk gibi) üzerinde baştan uzlaşmak, ilerleyen provaların daha verimli geçmesini sağlar.
İkinci adım, prova düzenini oturtmaktır. Amatör gruplarda en sık karşılaşılan sorun, düzensiz veya amaçsız provalardır. Her provaya küçük bir hedef belirlemek (örneğin bir parçanın belirli bir bölümünü oturtmak), zamanın verimli kullanılmasını sağlar ve grubun motivasyonunu yüksek tutar.
Üçüncü adım, davulcunun grup içindeki rolünü doğru konumlandırmasıdır. Davulcu, grubun tempo ve dinamik anlamında omurgasıdır; bu nedenle yalnızca kendi partisini değil, diğer enstrümanlarla olan uyumu da düşünerek çalmalıdır. Basçıyla göz teması kurmak, şarkı sözlerini takip etmek ve geçişlerde net sinyaller vermek, bir davulcuyu grup içinde güvenilir kılan alışkanlıklardır.
Son olarak, küçük ölçekli bir performans (arkadaş çevresi, küçük bir etkinlik) hedeflemek, grubun motivasyonunu somut bir amaca bağlar. Sahne deneyimi biriktikçe hem bireysel özgüven hem de grup içi uyum doğal olarak gelişir; bu da amatör bir başlangıcın zamanla daha ciddi projelere dönüşmesinin önünü açar.