Reggae ve ska müziği, davul çalışında birçok kursiyerin alıştığı yoğun ve sürekli kalıpların aksine, "boşluğa" dayalı bir yaklaşım gerektirir. Bu tarzda vurulmayan an, vurulan an kadar önemlidir; bu da davulcudan farklı bir zihinsel yaklaşım talep eder.
Reggae'nin en belirgin özelliği "one drop" adı verilen kalıptır; bu kalıpta bas davul ve crash zili, ölçünün üçüncü vuruşunda birlikte, güçlü bir biçimde vurulur, diğer vuruşlar ise büyük ölçüde boş bırakılır. Bu yapı, ilk bakışta basit görünse de, boşlukların doğru hissedilmesi ve tempo kaybı yaşanmadan bu boşlukların korunması ciddi bir kontrol gerektirir.
Ska müziği ise reggae'ye benzer bir kök paylaşsa da genellikle daha hızlı tempoda ve daha "hareketli" bir hi-hat kullanımıyla çalınır. Hi-hat üzerindeki off-beat (vuruşlar arası) vurgular, ska'ya karakteristik zıplayan hissini kazandırır ve bu tarzın rock'tan ayrılan en belirgin noktasıdır.
Bu tarzları çalışırken en sık yapılan hata, boşlukları doldurma isteğidir; alışılmış rock veya pop kalıplarına göre eğitilmiş bir kulak, boş bırakılan vuruşları rahatsız edici bulabilir. Bu nedenle reggae ve ska çalışırken, o boşlukları bilinçli olarak "hissetmek" ve tempoyu iç sayımla korumak önemli bir pratik hedefidir.
Bu tarzlarla çalışmak, davulcunun genel zaman hissini güçlendirir; çünkü sürekli vuruş olmadan tempo tutmak, sürekli vuruşla tempo tutmaktan çok daha zorlayıcı bir beceridir. Bu yüzden reggae ve ska çalışmaları, farklı tarzlarda da fayda sağlayan güçlü bir zaman disiplini kazandırır.